Yayınlanma : 7 ay önce
Açıklama : Bu bölüm ingilizce birleşik kelimeleri öğrenmenizi ve yazı dilinde doğru kullanmanızı sağlar.
Editör : Seher Külte
Kaynakça : internet
airport : havaalanı
anymore : artık
anyplace : herhangi bir yer
anything : herhangi bir şey
anywhere : herhangi bir yerde
armchair : koltuk
backache : sırt ağrısı
background : arka plan, geçmiş
backpack : sırt çantası
basketball : basketbol
bathrobe : bornoz
bathtub : küvet
battleship : savaş gemisi
bedroom : yatak odası
beeline : kestirme yol, kuş uçuşu
birthday : doğum günü
blackboard : tahta
bookcase : kitaplık
booklet : kitapçık, broşür
bookshelf : kitap rafı
bookworm : kitap kurdu
briefcase : evrak çantası
buttercup : düğün çiçeği
butterfly : kelebek
campfire : kamp ateşi
campground : kamp yeri
candlestick : mumluk
cardboard : karton
carpet : halı
chopstick : yemek çubuğu
classmate : sınıf arkadaşı
clockwise :saat yönü
courtyard : avlu
cowboy : kovboy
cupboard : dolap
cutlet : kasap
daredevil : gözüpek
daydream : hayal, dalgınlık
dishwasher : bulaşık makinesi
dishwater : bulaşık suyu
doorbell : kapı zili
doormat : paspas
doorstep : kapı önü, eşik
doorway : giriş, antre
dragonfly : yusufçuk
droplet : damla
earache : kulak ağrısı
earrings : küpe
evergreen :daima yeşil, yaprak dökmez
everybody : herkes
everyday : hergün
eyeball : göz yuvarlağı
fingerprint : parmak izi
firearm : ateşli silah
firefighter : itfaiyeci
fireplace : şömine, ocaklık
fireproof : yanmaz
fireworks : havaifişek
football : futbol
footprint : ayak izi
foresee : öngörmek
forget : unutmak
forgive : affetmek
fourfold : dörtkat
friendship : arkadaşlık
gentleman : beyefendi
goldfish : japon balığı,akvaryum balığı
grandfather : büyük baba
grandmother : büyük anne
grandstand : tribün
grasshopper : çekirge
graveyard : mezarlık
greenhouse : sera
groundnut : yerfıstığı
hailstorm : dolu fırtınası
hallway : hol, koridor, geçiş
handcuff : kelepçe
headache : başağrısı
headlight : fener, far
headmaster : müdür
headmistress :müdüre
heartbeat : kalp atışı
heartbroken : kalbi kırık, acılı
highway : karayolu
homework : ev ödevi
honeycomb : bal peteği
hookworm : kancalı kurt
horsefly : atsineği
houseboat : yüzen ev
inside : iç
jawbone : çene kemiği
ladybug : uğur böceği
landlady : ev sahibesi
landlord : ev sahibi, arazi sahibi
leadership : liderlik
leaflet : broşür
lengthwise : boylu boyunca
lighthouse : deniz feneri
loudspeaker : hoparlör
masterpiece : başyapıt, şaheser
matchstick : kibrit çöpü
meatball : köfte
moonlight : ayışığı
myself : kendim, bizzat
necktie : kıravat
newspaper : gazete
nobody : hiç kimse
offhand : kaba, rasgele
online : çevrim içi
otherwise : yoksa, diğer taraftan
outdoor : açıkhava, dış
outfield : beyzbol
outfit : donanım, teçhizat
outgrow : aşmak, geçmek
outlaw : yasadışı
outlet : çıkış yeri
outnumber : sayıca çok
outpatient : ayakta tedavi edilen hasta
outside : dış
overboard : gemiden denize
overdose : aşırı doz
overdue : rötarlı
pancake : gözleme
partnership : ortaklık
penknife : çakı
photocopy : fotokopi
playground : oyun alanı, çocuk parkı
playroom : oyun odası
popcorn : patlamış mısır
postman : postacı
railway : demiryolu
rainbow : gökkuşağı
raindrops : yağmur damlası
rattlesnake : çıngıraklı yılan
ringworm : saçkıran
sandbag : kum torbası
sandcastle : kumdan kale
sandpaper : zımpara kağıdı
seafood : deniz mahsülü
seashore : sahil
seaweed : deniz yosunu
shipwreck : gemi enkazı
shoestring : ayakkabı bağcığı
shortbread : kurabiye, çörek
skateboard : kaykay
skyscraper : gökdelen
snowstorm : tipi
something : birşey
soundproof : ses geçirmez
spaceship : uzay gemisi
staircase : merdiven
starlight : yıldız ışığı
stomachache : mide/karın ağrısı
strawberry : çilek
sunlight : gün ışığı
sunshine : gün ışığı
superhuman : insanüstü
superimpose : ekleme, fotomontaj
supernatural : doğa üstü
surfboard : sörf, sörf tahtası
tailgate : bagaj kapağı
teacup : çay fincanı
teapot : çaydanlık
thunderstorm : gök gürültülü fırtına
tightrope : gergin ip
timetable : çizelge
tombstone : mezartaşı
toolbox : araç çubuğu
toothbrush : diş fırçası
understand : anlamak
wallpaper : duvar kağıdı
wardrobe : dolap
warship : savaş gemisi
watermelon : karpuz
waterproof : su geçirmez, yağmurluk
weekend : haftasonu
wheelbarrow : el arabası
wheelchair : tekerlekli sandalye
woodcutter : oduncu
woodland : ağaçlık
woodpile : odun yığını
woodshed : odunluk
woodwork : ağaç/ahşap işi
woodworm : ağaç kurdu
yourself : kendin