Your English Provider
KATEGORİLER

Akademic Collocation List

Konu Ayrıntıları

Yayınlanma : 8 ay önce

Açıklama     : Liste akademik ingilizcede yaygin olarak kullanilan collocation listesidir. 

Editör            : Pelin Kaya

Kaynakça    : http://www.englishclub.com



SOME COMMON VERBS

DO

do business (is yapmak/ticaret yapmak)

do nothing (hiçbir sey yapmamak)

do someone a favour (birine bir iyilik yapmak)

do the cooking (yemek  yapmak)

do the housework (ev isini yapmak)

do the shopping (alisveris yapmak)

do the washing up (bulasik yıkamak)

do your best (elinden gelen en iyisini yapmak)

do your hair (sacini yapmak)

do your homework  (ödevini yapmak)

HAVE                                                                 

have a bath (banyo yapmak)

have a drink (bir seyler içmek)

have a good time (iyi vakit geçirmek)

have a haircut (sac kestirmek)

have a holiday (tatil yapmak)

have a problem (problemi olmak)

have a relationship (ilişkisi olmak)

have a rest (dinlenmek)

have lunch (ogle yemeği yemek)

have sympathy (sempatisi olmak)

MAKE                                                                 

make a difference (farklılık yaratmak)

make a mess (ortaligi birbirine katmak)

make a mistake (hata yapmak)

make a noise (gurultu yapmak)

make an effort (caba göstermek)

make trouble (sorun cikarmak)

make money (para kazanmak)

make progress (ilerlemek/iyiye doğru gitmek)

make room (yer açmak, yer yapmak)

TAKE

take a break (ara vermek

)take a chance (sonu kötü de olsa bir seyi denemek)

take a look (dikkatli bakmak)

take a rest (dinlenmek)

take a seat (oturmak)

take a taxi (taksi çevirmek)

take an exam (sinava girmek)

take notes (not almak)

take  place (meydana gelmek, olmak)

take someone’s temperature (birinin ateşini ölçmek)

BREAK                                                                         

break a habit (aliskanligi bırakmak)

break a leg (iyi sanslar, bol sanslar)

break a promise (sozunu tutmamak)

break a record (rekor kirmak)

break a window (cam kirmak)

break someone’s heart (birinin kalbini kirmak)

break the ice (buzlari eritmek)

break the law (kanunlari çiğnemek)

break the news to someone (birine bir haber vermek)

break the rules (kurallari çiğnemek)

CATCH

catch a ball (top tutmak)

catch a bus (otobusu yakalamak)

catch a chill (usutmek)

catch a cold (nezle olmak)

catch a thief (hirsizi yakalamak)

catch fire (alev almak, tutuşmak)

catch sight of (gözüne ilişmek)

catch someone’s attention (birinin dikkatini çekmek)

catch someone’s eye (birinin gözüne ilişmek)

catch the flu (gribe yakalanmak)

PAY                                                                              

pay a fine (para cezasi ödemek)

pay attention (dikkat etmek)

pay by credit card (kredi kartıyla odeme yapmak)

pay cash (nakit ödemek)

pay interest (faiz ödemek)

pay someone a compliment )

pay someone a visit (birini ziyaret etmek)

pay the bill (faturalari ödemek)

pay the price (bedelini ödemek)

pay your respect (saygi göstermek)

SAVE

save electricity (elektrik tasarrufu yapmak)

save energy  (enerji tasarrufu yapmak)

save money (para biriktirmek)

save one’s strenght (gucunu korumak)

save someone a seat (birine yer tutmak)

save someone’s life (birinin hayatini kurtarmak)

save something to a disk (bir seyi diske kaydetmek)

save space (yerden tasarruf etmek)

save time (zamandan tasarruf etmek)

save yourself the trouble (kendini beladan kurtarmak)

KEEP                                                                           

keep a diary (günlük tutmak)

keep a promise (sözünde durmak)

keep a secret (sir saklamak)

keep an appointment (randevuya zamaninda gelmek)

keep calm (sabirli olmak)

keep control (kontrolü elinde tutmak)

keep in touch (görüşmek, iletişimi koparmamak)

keep quiet (sessiz olmak)

keep someone’s place (birinin yerini tutmak)

keep the change (ustu kalsin)

COME

come close (sokulmak)

come complete with (…ile gelmek)

come direct (direk gelmek)

come early (erken gelmek)

come first (birinci olmak)

come into view (görünmek)

come last (sonuncu olmak)

come late (gec gelmek)

come on time (zamaninda gelmek)

come prepared (hazirlikli gelmek)

come right back (hemen geri gelmek)

come second (ikinci olmak)

come to a compromise (uzlaşmaya varmak)

come to a decision (karara varmak)

come to an agreement (anlaşmaya varmak)

come to an end (sonuna gelmek)

come to a standstill (durmak/bırakmak)

come to terms with (kabul etmek)

come to a total of  (tutmak; fiyat için)

come under attack (saldırıya uğramak)

GO                                                                            

go abroad (yurt disina cikmak)

go astray (yoldan sapmak)

go bad  (fenalaşmak/çürümek, bozulmak)

go bald (kelleşmek)

go bankrupt (iflas etmek)

go blind (kor olmak)

go crazy (delirmek, cilgina dönmek)

go dark (koyulaşmak)

go deaf (sagirlasmak)

go fishing (balik tutmak)

go mad (delirmek)

go on foot (yayan gitmek)

go online (online olmak)

go out of business (kaybetmek/iflas etmek)

go overseas (yurt disina gitmek)

go quiet (sessizleşmek)

go sailing (yelkenle açılmak)

go to war (savaşmak)

GET

get a job (ise girmek)

get a shock (soka girmek)

get angry (kizmak)

get divorced (boşanmak)

get drunk (sarhoş olmak)

get frightened (korkmak)

get home (eve varmak)

get lost (kaybolmak)

get married (evlenmek)

get nowhere (ilerleyememek, yapamamak)

get permission (izin almak)

get pregnant (hamile kalmak)

get ready (hazir olmak)

get started (başlamak)

get the impression (hissini vermek)

get the message (anlamak)

get the sack (isten kovulmak)

get upset (üzülmek)

get wet (islanmak)

get worried (endişelenmek)

 

 

 

 

                                                                                           


İLGİLİ KONULAR

Akademik Kelime Listesi

Bu liste ingilizcede akademik alanda yaygin olarak kullanilan kelime ve turkce karsiliklarini icerir

BENZER SAYFALAR