All oil-producing African countries have agreed in principle to set aside a certain percentage of the revenues they earn from oil exports in order to establish a common investment fund.
Petrol üreten tüm Afrika ülkeleri, ortak bir yatırım fonu kurmak amacıyla, petrol ihracatından elde ettikleri gelirlerin belirli bir yüzdesini ayırmak için ilke olarak anlasmıslardır.
Petrol ihracatından sağladıkları gelirlerin belirli bir yüzdesini ayırarak ortak yatırım fonu kurmayı amaçlayan tüm petrol üreten Afrika ülkeleri ilke anlasmasına varmıslardır.
Ortak bir yatırım fonu olusturmak için, petrol üreten Afrika ülkelerinin tümü, ilke olarak, petrol ihracatından sağladıkları gelirlerle belirli bir oranda katkı yapma konusunda anlasmaya varmıslard
Petrol üreten Afrika ülkelerinin tümü, petrol ihracatından elde ettikleri gelirlerin belirli bir yüzdesini ayırarak ortak bir yatırım fonu olusturma ilkesinde de anlaştılar.
Belirli bir oranın üzerinde petrol üreten Afrika ülkeleri, petrol ihracatından elde edilen gelirlerle ortak yatırım fonu olusturmak için ilke anlasmasına varmıs bulunuyorla
Vietnam ile Amerika Birlesik Devletleri arasındaki savasta en vahsi çarpısma, 1968 baslarında, Tet olarak bilinen Vietnam Yeni Yılı sırasında olmustur.
In the war between Vietnam and the United States of America, the fighting occurring early in 1968, during the Vietnamese New Year known as Tet, was quite terrible.
The bloodiest fighting in the Vietnam-United States of America war took place during the Vietnamese New Year known as Tet, in 1968.
During the war between Vietnam and the United States of America, it was early in 1968, the time of the Vietnamese New Year known as Tet, that the fiercest battle was fought.
Throughout the war between Vietnam and the United States of America, the most dangerous of the battles fought was the one early in 1968, during the Vietnamese New Year known as Tet.
In the war between Vietnam and the United States of America, the most savage fighting occurred early in 1968, during the Vietnamese New Year, known as Tet.
Before privatization, Russia’s oil and steel companies were thoroughly criminalized, and output fell day by da .
Rusya’nın petrol ve çelik sirketleri, özellestirme öncesi üretimlerini düsürmüs ve pek çok yasadısı uygulamalarda bulunmustu.
Özellestirme öncesi, Rusya’da yasadısı islere bulasan petrol ve çelik sirketleri üretimin her gün biraz daha düsmesine yol açtı.
Özellestirmeden önce, Rusya’nın petrol ve çelik sirketleri tamamen yasadısı islere giristiler ve üretim günden güne düstü.
Rus petrol ve çelik sirketlerinde özellestirmeden önce üretim giderek düsüyor ve pek çok kanunsuzluk oluyordu.
Özellestirmeden önce, Rus petrol ve çelik sirketlerinin tümünde pek çok kanunsuzluk vardı ve günlük üretimleri giderek düsüyordu.
2000 seçimlerinden sonra Baskan George W.Bush her ne kadar ülke içi sorunlara odaklanmıs olarak Beyaz Saray’a gelmisse de kısa sürede, dikkatini dıs konulara çevirmek zorunda kaldı.
A short time after the 2000 election, President George W. Bush began to focus his attention on foreign issues, although he had come into the White House mainly concerned with domestic affairs.
Although, after the 2000 election, President George W. Bush came into the White House focused on domestic issues, he was soon forced to turn his attention to foreign affairs.
Even if, after the 2000 election, President George W. Bush began his tenure in the White House thoroughly aware of domestic affairs, his attention soon turned to international matters.
After the 2000 election, when President George W. Bush entered the White House primarily concerned with domestic matters, his attention was immediately focused on foreign affairs.
Following the 2000 election, President George W. Bush came into the White House with a full awareness of domestic problems but, within a short time, he had to focus his attention on international i
Çoğu Fransız siyasetçi, Avrupa Birliği Anayasası’nın halk tarafından ezici bir sekilde reddedileceğini sanmıyordu.
The politicians, most of whom were French,were not expecting the European Union Constitution to be so overwhelmingly rejected by the people.
Some French politicians supposed that the European Union Constitution would be overwhelmingly rejected by the people.
The firm rejection of the European Union Constitution by French politicians came as a surprise to the people.
Most French politicians did not think that the European Union Constitution would be overwhelmingly rejected by the people.
The fact that the European Union Constitution was overwhelmingly rejected by the people surprised most French politicians.
İspanya’da on dokuzuncu yüzyıl sonları, yaygın siyasal yolsuzluklara bir tepki olarak gelisen anarsizmle birlikte ulusal bir çöküs dönemiydi.
As a response to extreme political decadence, anarchism developed in Spain in the late nineteenth century, which was a period of national decline.
The late nineteenth century in Spain was a period of national decline, along with anarchism developing as a response to widespread political corruption.
The later decades of the nineteenth century in Spain were a period of national decline as well as anarchism, which emerged as a reaction against extensive political malpractice.
The end of the late nineteenth century in Spain marked a period of national decline, which was also noted for anarchism developing as a struggle against extreme political corruption.
Anarchism in Spain came into being in the late nineteenth century, also known as a period of national decline, as a response to widespread corruption in politics.
100 yas ve üzerinde olan insanlar, Amerikan nüfusunun en hızlı artan yas gruplarından birini temsil etmektedir.
It is in the American population that the group of people living to age 100 and beyond is growing the fastest.
The fastest-growing age group of the American population is represented by people living to age 100 and beyond.
People living to age 100 and beyond is known as the fastest-growing age group of the American population.
It is known that people living to age 100 and beyond are one of the fastest-growing age groups of the American population.
People living to age 100 and beyond represent one of the fastest-growing age groups of the American population
The Romans adopted from the Greeks not only epic and lyric poetry, but also rhetoric, philosophy, and the writing of history.
Romalılar, Yunanlılardan sadece destanı ve lirik siiri değil, aynı zamanda söylevi, felsefeyi ve tarih yazımını almıslardır.
Romalılar, destan, lirik siir, söylev, felsefe ve tarih yazımının hepsini Yunanlılardan almıslardır.
Destan ve lirik siirden baska, söylev, felsefe ve tarih yazımı da, Romalıların Yunanlılardan aldıkları arasındadır.
Romalıların Yunanlılardan aldıklarını, hem destan ve lirik siir, hem de söylev, felsefe ve tarih yazımı olusturmaktadır.
Romalıların Yunanlılardan aldıkları arasında sadece destan ve lirik siir değil, aynı zamanda söylev, felsefe ve tarih yazımı bulunmaktadır.
It has been estimated that the number of tourists visiting China will grow by the end of this decade to about 50 million.
On yıl sonra, Çin’i ziyaret eden turist sayısında meydana gelecek artısın 50 milyonun üstünde olacağı hesaplanmaktadır.
Önümüzdeki on yılın içinde, Çin’i ziyaret eden turist sayısındaki artısın asağı yukarı 50 milyon olacağı tahmin ediliyor.
Çin’i ziyaret eden turist sayısındaki artısın 50 milyona ulasmasının yaklasık on yılı bulacağı tahmin ediliyor.
Çin’i ziyaret eden turist sayısının bu on yılın sonuna kadar yaklasık 50 milyona yükseleceği tahmin edilmektedir
Tahmin edileceği gibi, bu on yılın sonunda, Çin’i ziyaret eden turist sayısı artarak yaklasık 50 milyonu bulacaktır.
Until the 1950s, Nepal was a closed society ruled by hereditary prime ministers, but since then it has had an open-door policy for integration with the outside world.
Her ne kadar 1950’lere gelinceye değin Nepal, aynı soydan gelen basbakanlarca kapalı bir toplum olarak yönetilmisse de daha sonra, açık kapı politikası izlenmis ve dıs dünya ile bütünlesme sağlanmıştı
Nepal’in, aynı soydan gelen basbakanlarca kapalı bir toplum olarak yönetilmesi 1950’lere kadar sürmüstür, fakat daha sonra, dıs dünya ile bütünlesme hedeflenerek, açık kapı politikası benimsenmistir.
1950’lere kadar Nepal, aynı soydan gelen basbakanlarca yönetilen kapalı bir toplumdu; ancak,dıs dünya ile bütünlesmek için, o zamandan beri açık kapı siyaseti izlemistir.
Aynı soydan gelen basbakanlar, 1950’lere kadar Nepal’i kapalı bir toplum olarak yönetmislerse de daha sonra dıs dünya ile bütünlesmek amacıyla, açık kapı politikası benimsenmistir.
1950’lere gelinceye kadar aynı soydan gelen basbakanlarca kapalı bir toplum olarak yönetilen Nepal, o zamandan beri dıs dünya ile bütünleserek açık kapı politikası benimsemistir.
Ukrayna, anayasaya dayalı demokrasi kurma yönünde sağladığı ilerlemeye karsılık olarak, 1995’te Avrupa Konseyi’ne kabul edildi.
Ukraine was accepted into the Council of Europe in 1995, in recognition of the progress the country had made towards establishing a constitutionally-based democracy
Ukraine, having made considerable progress towards establishing a constitutionally-based democracy, was accepted into the Council of Europe in 1995.
Because it had made tremendous progress on its path to a constitutionally-based democracy, Ukraine was accepted into the Council of Europe in 1995.
Ukraine made tremendous progress towards establishing a constitutionally-based democracy after being accepted into the Council of Europe in 1995.
Before its acceptance into the Council of Europe in 1995, Ukraine had already made recognisable progress towards establishing a constitutionally based democracy.
The writers of the Romantic movement generally regarded humans as inherently good but corrupted by society and its institutions.
Romantik akımın yazarları, çoğunlukla, doğustan iyi olan insanın toplumdaki kurumlar tarafından bozulduğunu kabul ederler.
Romantik akım yazarları, genellikle, insanları doğustan iyi fakat toplum ve kurumları tarafından bozulmus olarak görmüslerdir.
Romantik akım yazarlarına göre, insanlar doğustan iyidir, fakat genellikle toplum ve kurumları tarafından bozulmustur.
Romantik akım yazarlarının, tüm insanların doğustan genellikle iyi olmalarına rağmen, toplum ve kurumları yüzünden bozulduklarını kabul ettiklerine inanılmıstır.
Romantik akımın yazarları, insanların doğustan iyi olduğunu ancak toplumun kurumlarının genellikle onları değistirdiğini benimsemislerdir.
Değisik sektörlerden büyük Avrupa ve Kore sirketleri Brezilya’nın daha yoksul olan kuzeydoğu bölgesine yatırım yapmaya karar verdi.
Some of the large European and Korean companies from various sectors are eager to invest in the poor north eastern region of Brazil.
The poor north eastern area of Brazil is attracting investors from various large companies in Europe and Korea.
The poor north eastern part of Brazil would benefit from investments made by European and Korean large companies involved in a variety of fields.
Large European and Korean companies from various sectors have decided to invest in the poorer north eastern region of Brazil.
The poorer north eastern region of Brazil is attracting the attention of large European and Korean companies of various sectors.
Due to high fertility and the high number of young people in the population, the proportion of adolescents in the total global population is likely to increase in the coming years.
Ergenlerin toplam küresel nüfus içindeki oranının önümüzdeki yıllarda artması, yüksek doğurganlığa ve nüfus içindeki genç sayısının yükselmesine bağlıdır.
Yüksek doğurganlığın ve nüfustaki gençlerin yüksek sayısının sonucu olarak, gelecek yıllarda, toplam küresel nüfus içinde ergen oranı giderek yükselecektir.
Doğurganlık oranı ve genç nüfusun sayısı dikkate alındığında, ergenlerin toplam küresel nüfus içindeki oranının önümüzdeki yıllarda artma olasılığı oldukça yüksektir.
Yüksek doğurganlığa ve genç nüfusun artısına bağlı olarak, yetiskinlerin toplam küresel nüfus içindeki oranı, gelecek yıllarda kademeli bir sekilde yükselecektir.
Yüksek doğurganlık ve nüfus içindeki gençlerin yüksek sayısı nedeniyle, toplam küresel nüfusta ergenlerin oranı, gelecek yıllarda muhtemelen artacaktır.
930’dan Norveç’le birlestiği 1262’ye kadar bağımsız bir cumhuriyet olan Đzlanda, bağımsızlığını 1944 yılında geri kazandı.
Before it united with Norway in 1262, Iceland had, as it is today and has been since 1944, been an independent republic since 930.
Iceland had been an independent republic between 930 and 1262 when it was invaded by Norway, becoming a republic again in 1944.
Iceland, which was an independent republic from 930 to 1262 when it joined with Norway, regained its independence in 1944.
Iceland, annexed by Norway in 1262, had been an, independent republic since 930, and became independent again only in 1944.
Though an independent republic since 930, Iceland was taken over by Norway in 1262 and only regained its independence in 1944.
Speaking for 25 nations and bringing together their considerable voice and influence, the European Union is a leader in global efforts to protect human rights..
25 ulus adına konusan ve onların güçlü sesini ve nüfuzunu birlestiren Avrupa Birliği, insan haklarını koruma amaçlı küresel çabaların bir lideridir
Avrupa Birliği, 25 ulus adına konusmaktadır ve onların güçlü sesini ve nüfuzunu birlestirerek insan haklarını korumaya yönelik küresel girisimlerin lideri durumuna gelmistir.
Avrupa Birliği, 25 ulus adına konusma yetkisiyle onların güçlü sesini ve nüfuzunu birlestirerek, insan haklarını korumayı amaçlayan küresel çabalarda bir lider olmustur.
25 ulus adına konusan Avrupa Birliği, onların güçlü sesini ve nüfuzunu birlestirdiği için insan haklarını korumaya yönelik küresel çabalarda lider rolü oynayabilmektedir.
İnsan haklarını korumaya yönelik küresel girisimlerin bir lideri olan Avrupa Birliği, 25 ulus adına konusmaktadır ve onların güçlü sesi ile nüfuzunu birlestirmektedir.
Charles Dickens is one of the few novelists whose works did not become unpopular after his death.
Ünlü bir romancı olan Charles Dickens’ın eserleri, ölümünden sonra bile popülerliğini kaybetmemistir.
Eserleri, ölümünden sonra bile popülerliğini hiç kaybetmeyen az sayıdaki romancıdan biri de Charles Dickens’tır.
Charles Dickens, ölümünden sonra eserleri popülerliğini kaybetmeyen birkaç romancıdan biridir.
Ölümünden sonra eserleri popülerliğini hep koruyan birkaç romancıdan biri de Charles Dickens’tır.
Charles Dickens, ölümünden sonra da popülerliğini koruyan eserler vermis bir romancıdır.
Romantik akımın öncülerinden biri olan Jean- Jacques Rousseau, duyguyu akıldan daha yüksek bir düzeye koymustur
Jean-Jacques Rousseau, one of the leaders of the Romantic Movement, regarded emotion as more important than reason
Another forerunner of the Romantic Movement was Jean-Jacques Rousseau, and he rated emotion higher than reason.
Since he regarded emotion as higher than reason Jean-Jacques Rousseau is recognized as a forerunner of the Romantic Movement.
Jean-Jacques Rousseau was a forerunner of the Romantic Movement and so he rated emotion higher than reason.
Jean-Jacques Rousseau, who was one of the forerunners of the Romantic Movement, put emotion at a higher level than reason.
With the exception of its southwest, a large part of Afghanistan is covered by high snowcapped mountains and divided by deep valleys.
Karlı yüksek dağlar ve derin vadiler, güneybatısı dısında Afganistan’ın büyük bir bölümünü kaplar.
Afganistan’ın birçok bölgesinde olduğu gibi güneybatısında da karla kaplı yüksek dağlar ve derin vadiler büyük bir yer tutar.
Afganistan’ın güneybatısı hariç büyük bir bölümü, zirveleri karla örtülü yüksek dağlarla kaplıdır ve derin vadilerle bölünmüstür.
Afganistan’da güneybatı kesimler dısındaki bölgelerin çoğunu, karlı yüksek dağlar kaplar ve derin vadiler böler.
Afganistan, güneybatısının büyük bir bölümü dısında, tepeleri karlı yüksek dağlarla ve boydan boya uzanan derin vadilerle kaplıdır.
Undoubtedly, some intelligence services in the world know where every single highranking member of the largest terrorist groups is.
Kuskusuz, dünyadaki bazı istihbarat örgütleri en büyük terörist gruplarının her bir üst düzey üyesinin nerede olduğunu bilmektedir
Kuskusuz, dünyada, bazı terörist gruplarının her bir üst düzey üyesinin nerede olduğu büyük istihbarat örgütlerince bilinmektedir.
Dünyadaki en büyük istihbarat örgütleri, bazı terörist gruplarının üst düzey üyelerinin nerede olduğunu kuskusuz biliyordur.
Kuskusuz, bazı istihbarat örgütleri en büyük terörist gruplarının her bir üst düzey üyesinin dünyanın neresinde olduğunu bilmek istiyordur.
Kuskusuz, en büyük terörist gruplarının üst düzey üyelerinin bulunduğu yer dünyadaki bütün istihbarat örgütlerince bilinmektedir.
Many social psychologists have turned their attention to promoting health practices such as avoiding the abuse of alcohol, tobacco and other substances.
Günümüzde, sosyal psikologların çoğu alkol, tütün ve diğer maddelerden kaçınma gibi sağlık uygulamalarını ilerletmeyle ilgilenmeye basladılar.
Birçok sosyal psikolog ilgisini asırı alkol, tütün ve, diğer maddelerden kaçınma gibi sağlık uygulamalarını ilerletmeye yöneltti.
Asırı alkol, tütün ve diğer maddelerden kaçınma gibi sağlık uygulamalarını ilerletmeyle ilgilenen birçok sosyal psikolog var.
Asırı alkol, tütün ve diğer maddelerden kaçınma gibi sağlık uygulamalarını ilerletmekle ilgilenen sosyal psikolog sayısı artıyor.
Günümüz sosyal psikologları asırı alkol, tütün ve diğer maddelerden kaçınma gibi sağlık uygulamalarını ilerletmeye çabalıyor.
Öteki Avrupalılara kıyasla, Almanların daha uzun yıllık tatilleri olduğu ve yurt dısı gezilere daha çok para harcadıkları bir gerçektir.
Truly, contrary to other Europeans, the German people tend to have longer annual holidays and are prepared to spend more money on their travels abroad.
It is admitted that, comparatively, the Germans enjoy longer annual holidays than other Europeans and save a lot of money for their foreign travels.
When the Germans are compared with other Europeans, it is clear that their annual holidays are longer and the money they spend for their travels abroad is much more.
The fact that, unlike other Europeans, the Germans are entitled to longer holidays each year and put aside more money for their travels abroad is undeniable.
It is true that, compared with other Europeans, the Germans have longer annual holidays and spend more money on foreign travel.
Gorbachev came to power in 1985 in the former Soviet Union partly because he was promising to make sweeping changes.
1985’te eski Sovyetler Birliği’nde köklü değisiklikler yapmaya söz vermis olan Gorbachev iktidara getirilmistir.
Gorbachev, eski Sovyetler Birliği’nde önemli değisiklikler yapmaya söz vererek 1985’te iktidarı ele geçirmistir.
Gorbachev çok kapsamlı değisiklikler yapmaya söz verdiği için, Sovyetler Birliği’nde 1985’te iktidara getirilmistir.
Gorbachev, kısmen, genis kapsamlı değisiklikler yapmaya söz verdiği için, eski Sovyetler Birliği’nde 1985’te iktidara gelmistir.
Eski Sovyetler Birliği’nde 1985’te Gorbachev’in iktidara gelmesinin nedeni, beklenen köklü değisikliklerin bir kısmını yapmaya söz vermis olmasıdır.
Eğer Asya’daki diğer dev ekonomilerle karsılastırırsak, Çin’in büyüme hızı istisnai değildir.
Only when it is compared with that of other giant Asian economies does China’s economic growth rate appear exceptional.
China’s economic growth rate isn’t exceptional if we compare it with other giant economies in Asia.
When we compare China’s growth rate with other giant economies in Asia, it’s obvious that her economic growth isn’t exceptional.
Even compared with other giant economies in Asia, China’s growth rate hasn’t been exceptional.,
China’s economic growth rate remains exceptional even when we compare it with that of other powerful Asian economies.
Önemli olan, siyasi liderlerin uygun gördükleri gibi harcama yapmada özgür olup olmadıkları değil, yetkilerine iliskin sınırların var olup olmadığıdır.
Whether political leaders are important or not and whether they are free or not to spend as they see fit, they must be subject to limitations regarding their powers
Important political leaders are free to spend as they think fit, but there are limits to their powers.
The important thing is whether political leaders have freedom to spend as they wish, not whether their powers are limited.
It is whether political leaders have limited powers, not whether they are able to spend money on their own projects, that is important
What is important is not whether political leaders are free to spend as they see fit, but whether limits exist on their powers.